
Güney Amerika’nın derinliklerinde, Amazon ormanlarının kalbinde yaşayan Jivaro kabilesinin binlerce yıllık korku dolu bir geleneği, Türkiye’de gün yüzüne çıktı.
Kabilenin düşmanlarının kafalarını küçülterek sakladığı ve “lanetli” olarak görülen ritüel kafataslarından dördü, Türk yetkililer tarafından ele geçirildi. Bu dehşet verici bulgu, hem arkeoloji dünyasını hem de antropologları şaşkına çevirirken, kafataslarının koleksiyoncular arasında on binlerce dolarlık bir pazara sahip olduğu ortaya çıktı.
Jivaro kabilesi, özellikle Ekvador ve Peru’nun Amazon bölgelerinde yaşayan yerli bir topluluk olarak biliniyor.
Tarih boyunca düşmanlarının kafalarını kesip özel bir yöntemle küçülterek “tsantsa” adı verilen bu objeleri üreten kabile, bu ritüeli hem bir zafer sembolü hem de ruhani bir koruma olarak görüyordu. Ancak bu dört kafatasının Türkiye’ye nasıl ulaştığı henüz netlik kazanmadı.
İstanbul’da bir operasyon sırasında ele geçirilen kalıntılar, yetkililerin dikkatiyle uluslararası bir soruşturmanın kapısını araladı.
Chicago Üniversitesi’nden antropolog Prof. Dr. John Kelly, Jivaro’nun bu ritüelini “insanlık tarihindeki en çarpıcı kültürel pratiklerden biri” olarak tanımlıyor.
Kelly, “Tsantsa yapımı, sadece bir savaş geleneği değil, aynı zamanda düşmanın ruhunu hapsetme inancıyla bağlantılı. Bu kafataslarının Türkiye’de bulunması, modern koleksiyonculuğun karanlık bir yüzünü ortaya koyuyor” dedi.
2023’te American Anthropologist dergisinde yayımlanan bir araştırmaya göre, bu tür objeler yasa dışı yollardan dünya çapında alınıp satılıyor ve fiyatları 20 bin dolardan başlayarak 100 bin dolara kadar çıkabiliyor.
Kafataslarının Türkiye’deki varlığı, bilim insanlarını da harekete geçirdi. Ankara Üniversitesi’nden arkeolog Prof. Dr. Belkıs Özkara, “Bu buluntular, bize küresel kaçakçılığının ne denli yaygın olduğunu gösteriyor. Kafataslarının autentikliği ve kökeni için DNA ve karbon tarihleme analizleri yapılıyor” açıklamasında bulundu.
İlk incelemeler, kafataslarının 19. yüzyıldan kalma olabileceğini işaret ediyor, ancak nasıl ve ne zaman Türkiye’ye getirildiği hâlâ bir muamma.
Uluslararası uzmanlar, bu keşfin kültürel mirasın korunması açısından da alarm zilleri çaldığını vurguladı.
Londra’daki British Museum’dan etnograflardan Dr. Lissant Bolton, “Jivaro’nun tsantsaları, bir kabilenin kimliğinin parçası. Bunların yerinden koparılıp ticari bir meta haline gelmesi, hem etik hem de tarihsel bir kayıp” dedi.
Bolton, bu tür eserlerin ait oldukları topluluklara iade edilmesi gerektiğini savunuyor, ancak Jivaro kabilesinin günümüzdeki temsilcilerinin bu “lanetli” objeleri geri istemeyeceği belirtiliyor.
Soruşturma derinleştikçe, kafataslarının Türkiye’deki koleksiyoncular ya da kaçakçılar aracılığıyla Avrupa pazarına ulaştırılmak istendiği teorisi güç kazanıyor.
Amazon’un vahşi ormanlarından Türkiye’nin şehirlerine uzanan bu sıradışı hikaye, hem geçmişin gizemli ritüellerine ışık tutuyor hem de modern dünyanın kültürel mirası koruma mücadelesine yeni bir boyut katıyor.
Yetkililer, bu kalıntıların izini sürmeye devam ederken, bilim dünyası da Jivaro’nun lanetli mirasının peşindeki sır perdesini aralamak için çalışmalarını sürdürüyor.